Balkabağım benim:)

13 Eylül 2011 Salı

19.ayda gittiğimiz 18.ay kontrolümüz ve 2.Suçiçeği aşımız

(30 Temmuz 2011)
(16 Temmuz)
(16 Temmuz)
5 Ağustos 2011 itibari ile 18 aylık olan oğlumu o dönemde tatilde olduğumuzdan, döndüğümüzde de Ramazan ayında sıkışık randevu saatlerine tabi olmayalım ve de bayram tatili sonrası rahat rahat gideriz diye 19 aylık olduğunda götürdük, doktor kontrolüne...

6 Eylül 2011 tarihinde saat 18.00 de Murat Hoca'nın yanındaydık, elimde 2 sayfa Barış'ın yapabildiklerinin ve benim soracağım soruların listesi :)

Genel muayenesi güzel geçti bebeğimin maşallah... 88,5 cm boyumuz, 11.620 kilo ağırlığımız , maşallah benim oğluma..Kilo ortalarda ama boy önde gidiyormuş. Bu ayda kendi etrafında dönmesi, merdiven inip çıkması, zıplaması, atlaması en az 15-20 kelime konuşması, iki kelimeyi birleştirmesi önemliymiş. Barış anne, baba, anneanne, babaanne(debanne diyor gerçi), dede, mama, teyze(deyde), atta, abla(aba diyor), mama, deh(atına), dayı(daa), ama, bak(bah) ve ne anlama geldiğini bilmediğimiz başka kelimeler, mesela ada, edde, dede bay dede...iki kelimeyi birleştirip anne mama, anne bah diyor...Ha bir de unutmadan "Fatih" diyor resmen:) tam çıkardığı sesi yazıya dökemeyeceğim ama babasına aralarda sesleniyor.Arada debayde de diyor babasına..

Halen 4 dişinin olması merak edilecek bir durum değilmiş, önemli olan 18 ayına kadar ilk dişini çıkartmış olmasıymış. Azı dişleri geliyor, uykusu sekteye uğrayabilir dedi hoca, aman hocam zaten biz hiç doğru dürüst uyumuyoruz ki dedik. Sürekli emmeye kalktığından emmek için mi kalkıyor, yoksa dişi mi zorluyor çözemiyoruz.

İştahlı bir çocuk olmadığı, yemek yedirmenin zorlu bir mücadele olduğu, sebze, balık, köfte gibi yararlı şeyleri yemediğini söylediğimizde ise, denemekten vazgeçmemiz gerektiğini söyledi. Balık yemediğinden verdiği balık yağı bitti, iglo fish finger'ları dene sevecektir dedi.Zararlı değilmiş, hiç bilmiyordum, şaşırtım. İlk deneme zor da olsa aldığı için iyi sayılırdı ama ikinci deneme yine felaketti.

Tatilde ilk kez tavuk kanadı verdim, sevdi. Azıcık eti var ama o et de yağlı ya, lüp diye yuttu, zorlamadı onu, ondan reddetmeden yedi galiba. Hormonlu ya tavuklar vermek istemiyorum ama kanadı da yedi deyince, o zaman pirzola ver, tandır eti al, ondan ver dedi. Pirzola az da olsa yediğini keşfettiğimdem onu da listeye aldım. Az da olsa yiyecek ki, ağzı alışacak.

Sadece makarnayı severek yediğini söylediğimde ise, o zaman mantı ver onu da reddetmez hem hamur hem kıyma hem yoğurt güzel olur dedi.

Barış bir ara bakıcıya anne demişti, çok şükür artık abla diyor. Bu tatil araları bunu idrak etmesini sağladı. Bu durumu hocayla paylaştığımda ise, korkma güzel birşey bakıcısını seviyor demek ki, bir de henüz tam ayırımına varamaz takılma, dedi. Zaten artık abla dediğinden takılmıyorum:)

Reflüsü olduğundan şüphelenmiştim bir ara, bazen yedikleri ağzına geliyormuş gibi yapıyor. O zaman sürekli astımlı gibi öksürür merak etme reflüsü yok dedi. Rahatladım.

En önemlisi ise, 1 yıldır kullandığımız Bactrim'e daha ne kadar devam edeceğimiz ve bize başka bir çocuk nefrologu önerip öneremeyeceğiydi.Daha önce söylediği Hacettepenin hocası bayağı ağır hastaymış, başkaları da sizin gittiğiniz doktorla aynı ayarda dedi. Ama Murat hocanın fikri, bir yıldır devam ettiğimiz ve son 6 ayda da idrarda bir enfeksiyon olmadığı için ilaçlı film çektirip artık Bactrim'i vermemek. Ama bizim takip ettiğimiz hoca Bactrim'i koruma amaçlı uzun süre kullanmamız gerektiğini söylemişti. Arada kaldığımız için başka ve iyi bir nefrolog bulmamız şart.(Barış'ın geçen sene Ağustos ayında yaklaşık 6,5 aylıkken uykusunda emip uyuması gerekirken sürekli ağlaması ile gariplik olduğunu sezmem ve sonrasında idrarında kiremit rengi leke görmem üzerine yapılan tahlillerde kum döktüğü, genetik yatkınlığı olduğu söylenmiş, çekilen ultrason sonrasında sol böbrek yollarında genişleme olduğu tespiti ile Bactrim korumasına alınmıştı.)

Büyümix yedirebileceğimi, Barış'a günde 2 tane yedirebileceğimizi söyledi. Her zaman değil ama yoğurt yediremediğimde kurtarıcım oluyor. Gerçi bazen onu da yemiyor..

Kolundaki egzama geçti gibi, hoca evet geçmiş ama dikkat edin kış geldiğinde yine kuruduğundan tekrarlayabilir, bol nemli kalacak dedi. Az da olsa çikolata yese bile kolu tekrarlayabilir, zira alerji testi sonucu çikolataya alerjisi var dedi.

Kilo alımı normal olduğundan emzirme konusunda 2 yaşı bekleyelim dedi.

Ve suçiçeği aşısı 2 kere yapılan bir aşıymış, ilkini 12 Martta yaptırmıştık, 2. aşıyı da hocamız yaptı. Bundan sonra 2 ve 2,5 yaşında Hepatit A aşısı varmış, 4 yaşında da 3'lü karma devamı olacakmış.

Bakalım hayırlısı, bir doktor kontrolümüz de böyle sona ermiş oldu..

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Aşı olduk-üçlü karmanın sonuncusu ve çocuk felci

(10 Ağustos, "mutlu olan herkes el kaldırsın" şarkısını duyarduymaz el kaldırıyor, işte o an. Aslında çok uykusu vardı, aşağıdaki resimdeki gibi...)

(Nasıl da mahsun bakmış meleğim benimmmm)
(15 Ağsutos, en sevdiği şeylerden biri elinde, kumandaaa..)
(bu bakışı da birkaç haftadır yapıyor, babasından öğrenmiş, kuzucuk)


8 Ağustos Pazartesi günü tatil dönüşü iş başı yaptım. O gün bakıcımızın kayın pederi vefat etti ve apar topar eve geçmek zorunda kaldım. İşler masamda yığın olmuş, malum bir hafta yoktum. Aklım işlerde ama çocuğum herşeyden önce gelir tabiki. Eve erken geçince Barış'ın 18 aylık olunca vurdurulması gereken üçlü karmanın son dozu ve çocuk felci aşısı için Sağlık Ocağına gittik. Aşı yapılırken hiç ağlamadı oğluşum, çocuk felci de ağızdan damla şeklinde olduğundan sorun olmadı. Boy kilo da normal dendi. Aslında 18 aylık doktor kontrolü için kendi doktorumuza gideceğimizden ayrıntılı bakılmamasına aldırmadık.

Ertesi gün evdeydim, Allahtan evdeydim. Aşı ateş yaptı, kolu aşı yapılan yerden kızardı kabartı, Calpol vererek ateşini kontrol altında tuttuk. Üç gün boyunca da Barış'ı anneanneye Batıkent'e götürdük. Sabahları bırakma anı dramatik oluyordu, gerçi anlıktı, annem Barış'ı aldığı gibi içeri götürüyordu. O da ağlamasını bizden sonra hemen kesiyormuş ama evinden başka bir yere bebeğini bırakmak gerçekten çok zahmetli bir işmiş. Böyle yapanlara Allah kolaylık versin.



21 Ağustos 2011 Pazar

Barış'la Bodrum tatili ve heyecanlı dönüş maceramız

(5 Ağustos, Milas Havaalanı, dönüş)





(4 Ağustos)






(2 Ağustos)







(2 Ağustos)









(2 Ağustos)



Bu sene bayramda Antalyada yazlıkta olacağımızdan tatilde Antalya dışında başka bir yere gidelim dedik ve Magiclife Sarıgerme'yi çok istememize rağmen olmayınca, Vogaye Bodrum Torba'da karar kıldık. O kadar yolu Barış'la arabada mümkün değil geçiremeyeceğimiz için gözümüzü karartıp uçak yolculuğu yapalım dedik. Gidiş güzeldi, 8.15 uçağı, hemen Bodrumdaydık, otele geldiğimizde 11.00 di saat ve yolda Barış uyuduğundan sorun olmadı. Amaaaaaa..... dönüş tam bir kabustu, gerçi daha kötüsü de olabilirdi, öyle düşünmek lazım. Havaalanına gittiğimizde (odayı 12.00 de boşalttığımız ve uçağın da 20.50 olduğu düşünülürse saat 19.00 a kadar otelde zaman geçirmenin verdiği yorgunlukla) rötar olduğunu öğrendik, 15 dakika dendi ama uçağa biniş 21.30'u buldu. Uçağın içinde tam 1 saat bekletildikten ve bir sürü kavga gürültü yaşandıktan sonra (çünkü açıklama da yapılmıyordu, insanlar bağırmaya başlayınca kaptan açıkladı uçak arızalı istanbulla çözmeye çalışılıyor ) uçağın bu hali ile kalkamayacağı söylendi. Zaten uçağa merdiven yanaşınca anladık olanları. Allahtan Barış saat 22.00 gibi uçağın içinde uyudu. Bu sefer hurra toparlan, Barış'ı battaniyelere sar, eşyalarını Barış'ın arabasını al, havaalanına.Arabasına koyduk Barış'ı ama baston araba olduğundan çocuğum çok rahat değil, bir de soğuk mu soğuk, açmışlar klimaları. Kapattırdık klimayı ama sefillik diz boyu, insanlar kumanya kuyruğunda. Neymiş efendim Ankara'dan uçak kalkacakmış, gelip bizi alacakmış. Bunca saat nasıl geçer diye düşünürken, bebekli yolcuları CIP salonuna alacakları söylendi ve o salona geçtik ve Barış'ı kanepeye uzattım da rahat ettim. Sonrasında 01.00 gibi uçağa alınıp, 1.30 gibi kalktık, eve geldiğimizde saat 3.00'tü nerdeyse.



Kötü bir dönüş yolculuğu oldu ama iyi tarafından bakmak lazım, uçak havadayken daha kötü şeyler yaşayabilirdik, buna şükür, sağ salim geldik.



Tatile gelince, cumartesi pazarları da sayarsak oğlumla 9 gün doya doya geçirdiğim için çok güzeldi. Bodrum kısmı ise Barış için tam bir detoks kampı gibi oldu:) Hiç bir şey yemedi nerdeyse, sadece karpuz ve dondurma. Kesin zayıfladı da... Ha unutmadan, bir de kum yedi şaşkın oğlum benim, sahilde en sevdiği şey kumları iki eli ile avuçlayıp sonra aşağı bırakmak, tadına da bakıyordu tabi... Her zaman olduğu gibi denizden büyük keyif aldı. Sabah ve akşamüzeri 17,18 gibi soktuk denize. Biz onun peşinde dolaşmaktan tatilden ve denizden birşey anlamadık ama olsun, onun keyif alması herşeye bedeldi.

27 Haziran 2011 Pazartesi

ilk traşımızı olduk :)





Dün yani 26 Haziran Pazar günü, Barış ilk saç traşını oldu :))

Saçları doğduğundan beri çok uzamadığından(sadece tepesinde ve kafasının arka kısmında bir tutam şeklinde uzamıştı) saçlarını gürleştirmek maksatlı kestirmeye karar verdik.Başta karşı çıkıyordum nasıl olacak öyle makinayla falan diye, ama "öncelikle makasla bayağı bir kısaltıralım makinaya sonra vurdururuz" deyince Fatih aklıma yattı hem arabalı koltuk da getirmişler çocuklar için... Neyse böylece Fatih'in berberinin yolunu tuttuk, tabi ki elimde kamerayla:)))

Gerçekten de çok şirin bir arabalı koltukta, hiç de ummadığımız şekilde, gayet cool, gayet sakin bir havada traşını oldu oğluşum, ne ağladı ne de korktu. Biz de öyle mutlu olduk ki..Traştan sonra sanki iyice bir erkek oldu :)) yakışıklı oğlum benim.. Sağlıklar sıhhatler olsun annecim...

4.DİŞ

(5 Haziran 2011)

18 Haziran 2011 cumartesi itibari ile sürekli kabarık kabarık ve her an çıkmaya hazır bekleyip de bir türlü uç vermeyen sağ üst ön dişimiz de çıkmış bulunuyor ve bu bir haftada inanılmaz hızlı uzadı.... öyle şeker oldu ki...maşallah benim oğlumaaaa...

20 Haziran 2011 Pazartesi