Balkabağım benim:)

31 Temmuz 2012 Salı

kocaman kocaman laflar...arabada şarkılar:)



video
Bugün bana diyor ki, çalışmayan DVD'nin orasına burasına basarken..."Anne yanlış yere bastın, orası diil,Arabalar ordaa diil..." pess dedim..

Tabaktaki diğer kaşığı gösterip "anne bununla sen ye, ben bununla yiycem"

"Anne ben soğuk su istiyorum, dolaptan üstüne soğuk su koy"

Angry birds oynarken, "anneee yine atamadiikkk, bi daha atalimm, anne yanlış yere attiikkk" bi de sonu i ile attik:)

Durup dururken "Anneeeee, seni seviyoommm" deyip bacağıma sarılması yok mu, herşeye bedel...

Barış 19 Mayıs'ta hastaneye yattığında çoğu kelimeyi kullanıyordu ama azar azar cümle kuruyordu. Hastanede kaldığımız sürede ve evde birlikte geçirdiğimiz 9 gün içinde inanılmaz ilerletme kaydetti ve sonrasında her yeni gün yeni şeyler. Şimdi şu iki ay içinde dili inanılmaz açıldı.  2,5 yaşına girmesine 5 gün kala artık herşeyi konuşur oldu.

Geçen hafta abim gelmişti bize. Çantasını almış vermiyor. "benim de benim" başka bişey demiyor. Abim oğlum ver diyor. "vermem, okula ditcem" diyor. dedim pessss... serpil öğretmiş demekki...

Bir de resmen soru soruyor. Babası akşam yüzmeye gidiyor mesela. Bana dönüp "anne, baba yerde?" ama resmen soru şeklinde..

Şarkı söylüyor arabada:)))) öyle şeker kiii....favorimiz Zakkum'un Ahtapotlar ve Burcu Güneş-Eflatun'un Çıkmaz Sokaklar şarkısı... Arabada radyoyu kapatsak hemen "baba şarkıyı aç, dinliiiiceeem" diyor.. Şarkı söyle mesela.. "azar azar gözlerini kapat".bizimkisi "kaapattt" diyor.."usul usul ellerini uzat"  bizimkisi "uzaaatttt" deyip hep şarkının son kısımlarını söylüyor, aslında diğerlerini de söyleme gayreti var ama..ve şarkının neresinde ne geleceğini biliyor...

Ahtapotlar şarkısının videosu da yukarıda:)) ÇİYKİN OLALİMMM...(radyoyu açınca, anne çiykin olalim diyor :)

26 Temmuz 2012 Perşembe

Ateşlendik...

12 Temmuz 2012
Barış'ım 22 Temmuz pazar günü hastalandı. Sabah kalktığında keyifsizdi, kahvaltı hazırladım ama öyle isteksiz ki.. gerçi onun bu hallerine alışığım ama bir parça ekmek uzatınca midesi bulandı ve anne benim uykum var beni salla dedi. Allah Allah dedim, uykusunu alamadı herhalde. Neyse sakinleşsin diye salladım biraz, sonra kalktı ama yine çok iştahsız ve yerinde durmayan çocuk sürekli bana "anne beni kucağına al" deyip duruyor. Birşey yediremedim ama annemde yer diye düşünerek anneme geçtim. Orada zorda kalınca kurtarıcımız dayısının bilgisayarındaki "Arabalar 2" filmini açtık, onun eşliğine biraz çorba biraz yoğurt yedi ama isteksiz. Sonra birden dayısının kucağından inmeye çalışırken aman allahım bir kusmaya başladı, dayısını bacağına, halıya, anneannesinin ellerine, benimkine banyoya yetiştirene kadar içi dışına çıktı çocuğumun..Bir de ağlıyor, kusunca her çocuk gibi korktu.. Sonra yine uykum var dedi uyuttum..Uykuda ateşi çıkmaya başladı. Annemlerden alıp hemen acile götürdük. Doktor kusma ishal şikayetleri ile gelen çok oluyor, bağırsaklarında da hareket var, ishal de başlar , boğazında da hafif kızarıklık var, kusmadan da olabilir dedi, gönderdi bizi. Bu arada biz 23 Temmuz Pazartesi yola çıkacağız, 3 bavul hazır....Doktor gidebilirsiniz, ateşi bir iki gün daha sürer dedi. Biz de kararsızdık. Eve geldiğimizde Barış arabadan inerken yerde duramamış ve baba beni kucağına al derken düşecek gibi olmuş, ben onlardan önce markete uğradığımdan görmedim ama asansörde onlara yetiştiğimde Barış yanıyordu ve eve girdiğimizde ateşi 39.4'tü ...hala "anne beni salla" diye tuturuyordu ama bir baktım ateşten uykusu mu geliyordu yoksa yine havaleye benzer bişey mi başlıyordu bilemedim çünkü gözler kaymaya başlıyordu....öyle hızlı duşa soktuk ki... 


Bütün gece ateşi çıktı, şurupla düştü, tekrar çıktı..2-3 kere duşa soktuk, sabaha kadar sürekli 10 dakikada bir kasık, koltukaltı ve alnına bezler koydum..Sabah ateşi daha azdı ama herşeyden emin olmak için akşam üstü idrarına ve kanına baktırmak için yeniden götürdük hastaneye.. Neyseki her ikisi de temiz çıktı da rahatladık. Bu arada boğazı daha da kızarmış, doktor boğazdan dolayı ateşlenmiştir dedi. Herhangi bir ilaç almadık, zaten 2.günün akşamına ateşi yoktu artık. Tatili de Eylül ayına kaydırabildik. Bakıcımızın oğlu hastalandığından şehirdışındaydı, kayınvalidem de Bolu'da..Annem Barış'ın iştahı da düzelmediğinden Barış'a yemek yedirememekten endişe duydu, ben de açıkçası öyle çok alıştım ki, kuzumu tam iyileşmeden bırakmak istemedim. Tüm haftayı izin aldım, evde oğluma bakıyorum. Abim de geldi İstanbul'dan...Oğluşumla tatil:) tüm gün beni çok yoruyor ama varsın yorsun onun canı sağolsun da...

Zatüre-artık eve, artık eve

Bir hafta süren hafif ateş ve burun akıntısını diş sanarken, bir haftanın sonunda hırıltılı nefes ve sabaha karşı öksürükten uyuyamama baş gösterince 19 Mayıs 2012 cumartesi günü Güven Hastanesi acile gittik. Ve sonrasında 5 gün hastanede yattık. Kuzucum benim, zatüre olmuş, son ciğerinin alt kısmı.. 5 gün boyunca damardan 6 saatte bir antibiyotik aldı. Serum şeklinde verildiğinden 1 saat süren ilaç alma dönemlerinde elini oynatmaması gerekiyordu, takdir edileceği üzere Barış'ın uyanık olduğu öğlen 12'deki serum alma hikayemiz bu hiç ama hiç kolay olmadı...Barış'ı yatakta tutmak o kadar zordu ki..Serum yolu sürekli açık olduğundan onun da çıkartılmasını istiyordu. Daha da dramatik olanı, her uykusu geldiğinde ya da istediği gibi koşamadığı zamanlarda "artık eve" diye ağlıyordu. Anneanne, babaanne geldiğinde de ya da dayı, hala "artık eve" diye onların elinden tutup çekiştiriyordu. Çocuk katında yer olmadığından büyüklerin yattığı katta kaldık ve sürekli koridorlarda koşturdu, ben de peşinden.. Allahtan o kadar kötü durumda değildi de koşup durdu çocuğum, yatakta sürekli yatar halde olsaydı çok daha üzücü olurdu bu süreç...

Çok şükür çarşamba günü yeniden çekilen röntgende ciddi oranda düzelme olduğundan ağızdan tedaviye devam şeklinde eve çıkışımıza karar verildi. Bebeğim evimize gelir gelmez hemen bizim yatağa çıkıp uyumak istedi.. Küçük bir çocukla hele de henüz laf dinlemeyen ve çok da hareketli bir çocukla hastanede kalmak zordu(hastanenin yerlerine yatması, olur olmaz şeylere dokunması, ellemesi vs.)ama buna şükür Allahım beterinden saklasın, yine iyi durumdaydı canım oğlum...Herşeyin başı sağlık, bunu bilir bunu söylerim. 

Hastane odasından kareler...(19-23 Mayıs 2012)

5 Mayıs 2012 babamızın bürosuna gittik....



Barış babasının bürosuna ilk kez 4 aylıkken gitmişti..5 Mayıs 2012'de bu sefer koca bir adam olarak...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

BAYIŞ...

4 Mart 2012
17 Mart 2012 Biz bize yeteriz, çünkü Fenerbahçeliyizzzzz...
24 Mart 2012
 Bu yazı da Nisan ayında yazılmış, ancak ekleme olur diye yayınlanmamış ama ekleme de olmadan şu an yayınlanan bir yazı...

İkinci yaşını kutladıktan sonra Barış artık  kendi ismini cümlelerinde kullanır oldu. Ama özellikle son bir aydır, sürekli, son iki haftadır da 4-5 kelimelik cümlelerde illa Barış'ı kullanıyor. Anne Bayış ıııhhh(su demek oluyor ama tam da bu şekilde değil, değişik bir tarzda) son bir haftadır da istiyo diyor. Anne Bayiş bis-ku-vi is-ti-yooo.. öyle tatlı kiii....
6 Mart 2012