Balkabağım benim:)

26 Temmuz 2012 Perşembe

5 Mayıs 2012 babamızın bürosuna gittik....



Barış babasının bürosuna ilk kez 4 aylıkken gitmişti..5 Mayıs 2012'de bu sefer koca bir adam olarak...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

BAYIŞ...

4 Mart 2012
17 Mart 2012 Biz bize yeteriz, çünkü Fenerbahçeliyizzzzz...
24 Mart 2012
 Bu yazı da Nisan ayında yazılmış, ancak ekleme olur diye yayınlanmamış ama ekleme de olmadan şu an yayınlanan bir yazı...

İkinci yaşını kutladıktan sonra Barış artık  kendi ismini cümlelerinde kullanır oldu. Ama özellikle son bir aydır, sürekli, son iki haftadır da 4-5 kelimelik cümlelerde illa Barış'ı kullanıyor. Anne Bayış ıııhhh(su demek oluyor ama tam da bu şekilde değil, değişik bir tarzda) son bir haftadır da istiyo diyor. Anne Bayiş bis-ku-vi is-ti-yooo.. öyle tatlı kiii....
6 Mart 2012

19 Haziran 2012 Salı

Barış bildiğin konuşuyor...

Hayatımda değişiklikler oldu, en önemlisi işim değişti, artık Bölge'de değil Başkanlıkta çalışıyorum 28 Mart 2012 itibari ile.. Yoğunluktan mıdır nedir bilmiyorum hep yazmak istiyorum ama yarım kalıyor.Belki de Barış'ın artık 23.30'dan önce uyumaması etkili oluyordur bu duruma.. Kendime zaman ayıramıyorum hiç..Barış uyuyunca işler güçler, yemek derken en erken 01.30'da uyuyorum ona da uyuma denirse...

Halen sürekli kalkıyoruz, düzenli bir uykumuz yok, yaş oldu 2,5 :) canı sağolsun diyorum da, diğer taraftan da nerede hata yaptım da diyorum. Yatağına koyuyorum yarım saat sonra hoop uyanıyor, nasıl iştir çözemedim. Bizim yatağa getirince uyuyor ama. Sonra kendi yatağına alınca yarım saat geçmeden tekrar uyanıyor. Artık yorgunluktan ölmüş ben de mecburen yanıma alıyorum. Yanıma alınca da sanılmasın ki deliksiz uyuyoruz. Saat 3-4 arası bir uyanma ve uykuya tekrar dalmama sorunumuz var. Bir de illa ki, elini sokup meme ile temas merakı var. Gece uykuda bile rahat yok bana.Şimdi kararlıyım kesin suretle meme yasak. Çünkü bu işin duru yok anladım, geç oldu gerçi ama.

Yatağını ayırın dedi Murat Hoca. Sizin yatağınıza gelmesin, siz yanına gidin, yatağında uyumaya alışsın dedi.Şimdi odasını yeniden yapalım diyoruz. Yeni bir yatak ya da yatak odası ..Şimdi de kafamda bunlar var. Bakalım ne zaman hayata geçecek.

Bu arada konun başı Barış bildiğin konuşuyor ama daha konuya girmemişim. Evet artık herşeyi konuşan, yorum yapan, isteklerini net bir şekilde ifade eden, küçük bir adam var karşımda. Kelimelerin sonuna doğru dudaklarını büzerek komik sesler çıkartsa da, öyle net ki cümleleri..Örneklere geçelim..

- "Anne Bayış su istiyoo, anne Bayış mavi bardakta su istiyoo" ya da bunun şu vesiyonu var. "Anne Bayış babanın bardağından su istiyo"

- Baba Bayış ayfonu istiyo(maalesef zorda kalınca uçak modunda veriyoruz), babanınki daha yeni olduğundan benim eskimiş iphonu verince, "Hayır ben babanın ayfonunu istiyoom" "Baba abiyi oyna"(Fatih'in telefonundaki temple run oyunu, kendi oynayamadığında babasına oynatıp yanında izliyor)

- Sabahları bizi göremediğinde, "Anne baba işe ditti, Bayış ağlıyoo" deyip ağlama moduna geçiyor, çok komik oluyor. Ya da sabah beni uğurluyorsa "Anne aksam bana mama detir(getir), kubuk detir(çubuk kraker, maalesef bakıcısı gizli gizli vermiş,alıştırmış), "pingui detir"(babanne alıştırdı)

- "Anne beni kucağıma al" (düzeltiyorum "kucağına" diye ama tekrar tekrar "kucağıma al" diyor, çok tatlı)
- "ıığğ köfte yimem, makna yeeem", içinde kıyma var, onu yemem, kıyma yemem, anne et yemem" ( eti ne kadar sevmediğimiz ortada galiba) Daha da beteri biz yerken "Anne köfte yeme, yeme" diye bağırıp sonrasında kusturana kadar midesini bulandırıyor. Ne yapacağız bu çocukla hiç bilmiyorum.

- Banyo yaptırırken, su sıcaksa " Anne su sıcak" ya da "biraz sıcak" ya da su soğuk mu diye sorunca "biraz soğuk" diyor. BİRAZ kelimesini kullanıyor. Bir de "DE" "DA"ları kullanıyor. Mesela arabada yukarıdaki tutacakları tutuyor, sonra dönüp "baba sen de tut" baba tutunca "anne sen de tut" diyor.
- Uykusu geldiğinde, "Uykum deldi, Bayış uyuyacak" diyor.

14 Nisan 2012
5 Nisan 2012-Dişimiz itinayla fırçalanır...






 10 Haziran 2012-Son resimde Barış yerçekimine karşı geliyor:)


7 Nisan 2012 Cumartesi

PARMAK BOYASI :)

İsmi aslında parmak boyası ama, aslında parmak değil, bildiğin el boyası, kol boyası falan:))

10 Mart Cumartesi, önce eski kıyafetler giyildi, sonra sadece üç boya ile başlandı. Herşey kaldırıldı diye düşünüldü. Ancak parmaklanan boyaların duvara sıçrayacağı hesaba katılmadı :( Neyse ki silince çıktı:)) Zevkli bir gündü.Bol bol oğluşumun el izlerini bastık..Çok ara vermişiz, parmak boyasına devam :)










28 Mart 2012 Çarşamba

Barış'ın 2 yaşındaaaa....

(Yazı 5 Şubatta yazıldı, ancak bugün resimlerle tamamlanabildi, işte karşınızda...)


Tam 2 yıl önce bugün Barış doğdu..


Canım oğlum, gözümün nuru, biriciğim...

Sen gözümün önünde büyürken, her geçen gün yeni bir şey öğrenirken, yeni şeyler başarırken, yeni kelimeler, yeni cümleler...öyle mutlu oluyorum ki... büyürken senin yanında olmak en büyük lütuf benim için...en büyük temennim sağlık.. sağlıklı, mutlu bir ömür geçir karagözlüm, yaman oğlum benim...annen seni çooooook ama çoooookkk seviyor....


Doğumgünü kutlamamıza dair resimler herşeyi özetliyor...çok güzeldi, çok eğlenceliydi, gelen tüm dostlarımıza çok ama çok teşekkürler...


pastamız:)

16 Ocak 2012 Pazartesi

2 yaşa yaklaşırken...


Barış 2 yaşına yaklaşırken, artık her söylediğini anlayan, kendi isteklerini yarım yamalak da olsa anlatabilen, genelde herşeyi artık bir birey gibi yapabilen küçük bir adam kıvamına geldi:)

Kendi yemek yiyebiliyor, suyu isteyebiliyor, bardakla yardımsız suyunu içip yavaşça masaya koyabiliyor. Kitabında havuç görünce buzdolabını açtırıp(zira kilit takmak zorunda kaldık) havuç yemek istiyor.Oyuncakları ile oynayabiliyor, resim yapabiliyor(karalama da olsa), eşleştiriyor. Atlıyor, zıplıyor, koşuyor, tırmanıyor, bisiklet sürüyor(şu sıralar evin içinde, çılgınlar gibi hem de) vs. vs.vs. her dediğimi anlayıp , her istediğimi canı isterse yapıyor:)))

Asıl önemlisi uzun zamandır kaka yapınca altındaki bezi çekiştirerek haber veriyor ve hemen temizlenmek istiyordu. Şu sıralar yaklaşık 1 aydır ara ara klozete oturmak istiyor.Bir-iki kere bezini açıp oturttum da. Bu hafta da artık altını açınca çiş yapmaya başlıyorsa "aaa tuvalete yapalım annecim" deyip hemen klozete gidiyoruz, çişini oraya yaptırıyoruz, çok mutlu oluyor. bi de alkışlayınca:) Maşallah benim oğluşuma....

Bu işaretler artık tuvalet eğitimi vermemiz gerektiğinin, bu işin zamanının geldiğinin göstergesi... Zahmetli başka bir süreç bizi bekliyor. Umarım kolaylıkla atlatırız..


Kullandığı kelimelere gelince; 


anne, baba, anneanne, babaanne, dede, abi, abla(aba), hala(haya), teyze(deyde), iğne, ip( en alaka:), et, ekmek(değişik bi söyleme tarzı var), hele "elektrik" demesi yok mu öyle şirin ki yazamayacağım bile:), yağ, labne(nabne), fatih(batih), berber, araba(ababa), karga, tilki, meme, mama, pepe, bebe, ahmet, arda, ada, derya(bu da kimse?), aydede(bu aralar favorimiz, kitaplarda hep bulup gösteriyor,ya da dışarıda.. ama her gece illaki aaa bak aydede de uyumuş diye başlayan konuşmalarımız, sırayla herkesi sorması ve herkesin uyuduğunu sırayla söylememle son buluyor. aynen şöyle aa Barış artık bak herkes uyumuş aydede uyumuş.. Barış:Arda ?... Arda da uyumuş annecim.. Anneanne? anneanne de uyumuş... babaanne? babaanne de uyumuş ........)

Elma(bayılıyoruz, sabah akşam eymaaa diye inliyor, bir ara elde elma öyle uyuyordu, alınca kızar uyumaz diye izin veriyordum. Sonuç; pijamalardan çıkmayan elma lekeleri:(   ) ayva, meyve(meyme), lego, saat(gaat), at, aç, bittiiiii, yemek, Berke, bal, serpil, top, ağır, hap, pul. Hayvanlar da genellikle ismi ile değil de, meee, vak vak, ai, miyaaaa, hav şeklinde...

Bir de "dikkat et" diyo küçük maymun.. unuttuklarım illa ki vardır da aklıma gelenleri bir sıralayayım, anı kalsın istedim.



9 Ocak, lego kutusunu başına geçirip gezmekten çok hoşlanıyor bu aralar:)))

yeni traş olmuştu, 13 Ocak Cuma, resim çektirmek istemedi, ortaya da böyle bir görüntü çıktı. Bu arada babası "hadi oğlum saçımızı traş ettirmeye gidelim" deyince heyecanla oturduğu mama sandalyesinden babasına doğru fırlayışı vardı, görmek lazım.


15 Ocak pazar sabahı, yeni uykudan kalkmış ama ata binmekten geri durmamış:) dışarıda da kar:)

ilk tiyatro deneyimimiz


15 Ocak pazar.. Barış'ı ilk kez tiyatroya götürdük.

 Pembe Kurbağa Tiyatrosu'nun Sevgili Kardan Adam isimli oyunu...

Aslında bu fikir kafamda hep vardı ama nasıl olacak diye de merak ediyordum, ya Barış zaptedilemez halde olursa diye(gerçi en fazla çıkarız oyundan diye düşüyordum) Pembe Kurbağa tiyatrosunu  duymuştum, işyerindeki bir arkadaşımdan. Oyunlara bakarken canım arkadaşım Nihan'la birlikte gitmeye karar verdik. Biletleri mybiletten aldık, zaten 0-3 yaş arası çocuklara uygun olduğu, çocukların rahat hareket edebildikleri bir yer olduğunu da öğrenince, içimiz daha da rahatladı.

İyi ki de almışız biletleri, iyi ki de gitmişiz. Barış çok eğlendi. Şarkılar, anlatımlar, interaktif uygulama ve tabi ki yanıp sönen rengarenk ışıklar çok ilgisini çekti. Zevkle, kimi zaman dikkatle, kimi zaman da oyundan tamamen bağımsız takılarak oyunu izledi. Öyle yorulmuş ki, yolda uyudu hatta uzun süredir gündüz en çok 1 saat uyurken, dün 2,5 saat uyudu. Değişik, zevkli, eğlenceli güzel bir tecrübe oldu.

Oğlum mutlu oldu, ben daha fazla....

Her zamanki gibi Barış yapışkanlı şeyleri sökmeye çalışıyor, ikinci resimde görüldüğü üzere pembe kurbağanın alt kısmı soyulmuş :)

Nihanlarla...
Bizimkisi başkalarının oyuncağının derdinde:)
Flaş patlayınca gözleri kamaştı yavrumun:)


Dikkatle izlediği anlardan, aslında çocuğunu ilgi ile izledi..


kuzucuklar sizi:) yiğitle barış
karlı bir Ankara pazarıydı, çok da güzel...Barış karı yakalamaya çalışıyor:)