Balkabağım benim:)

15 Aralık 2011 Perşembe

Bactrim'i kestik:)

Bugün sevinçliyim, çünkü doktorumuz yaklaşık 1,5 yıldır her akşam Barış'a vermek zorunda olduğumuz Bactrim'i "artık keselim"dedi. Yani aslında ne hissettiğimi bilemiyorum da. Pazartesi yapılan ultrasonda daha önceki (Ağustos 2010 ve Şubat 2011 de bakılmıştı) ultrasonda görüldüğü gibi çıktı herşey, çok şükür herhangi bir ilerleme yok, ama kapanma da yok.(sol böbrek yolundaki genişlemede) Gerçi doktorumuz bize söylemişti, hemen kapanma olmaz bunu beklemeyin, ilerleme olmaması halinde 1,5 yıldır da kullandığımızdan artık ilacı(şurubu) kesebileceğimizi söylemişti. Ultrason sonucu için eşim bugün hastaneye gittiğinde ilacı kesme konusu netleşti ve Şubat 29'a muayene için gün verildi.

Umarım bundan sonraki süreç oğlum için en hayırlı ve sağlıklı şekilde devam eder ve sonuçlanır. Allahıma dua ediyorum..

(Resim 8 Temmuz 2011 tarihinden..)

11 Aralık 2011 Pazar

BAYRAM, KUZENLER VE ATAMIZI ZİYARET

5 Kasım, cumartesi




6 Kasım, pazar bayramın ilk günü...











7 Kasım, pazartesi


















8 Kasım, salı




9 Kasım, kendi evimizde bayram fotomuz yoktu, çekelim dedik. Bir de, Barış'ın en sevdiği şey, fotograf makinasını ayarlayarak karşısına geçmek. Öyle heyecanlanıyor ki, o 10 saniye boyunca.. hemen poz veriyor ya da bana sıkı sıkı sarılıyor:)








Düşündüm de, hemen yazmayınca ne çok şey birikmiş...


Bu sene bayram 6-9 Kasım tarihleri arasındaydı ve biz bu bayram da İskilip'e gitmedik. Kurban bu sene ilk defa Mehmetçik vakfına bağışlandı. Hiçbir yere gitmemek en çok da bana yaradı , çünkü ablamlar ve abim geldi. Barış, Berke ve Bora ile daha çok birlikte olma fırsatı yakalamış oldu. Her ne kadar Bora Barış'tan pek hoşlanmasa da :) gerçi kötü davranmıyor ama en ufak kızgınlıkta yapıştıracak korkusu herkeste var.


8 Kasım günü, Atamızı ziyarete gittik, ablamlarla.Barış ve Bora ilk kez Atalarının huzuruna çıkmış oldu. Barış uykusu olduğundan ekstra hareketliydi, hatta bir ara Atanın mozalesine tırmanmaya kalkıştı, zor zapttettik. Herşeye rağmen çok güzel bir gündü ve çok güzel bir anı oldu.

çok korktum, çook...

Bu yazıyı yazsam mı bilemedim. Yazmak tekrar hatırlamak demek, içimin kasılması demek, çaresizliğimi yeniden yaşamak demek.. ama sonrası için belki de önemli olabilir yazdıklarım.




Böyle başladım, yazdım yazdım. Sonra içim öyle bir şişti ki, tüm yazdıklarımı sildim. Ayrıntıya girmedem anlatayım.




Barış ateşlendi 4 Aralık pazar günü. Sonra daha da çıktı ateşi, gece kendini kaybetti.......2 gece sabahladım. Kanda lokosit sayısı fazla çıktı, yüksek oranda mikrop yani. İdrar temiz. Antibiyotikli iğne yapıldı önce. Sonra antibiyotik tedavisi başlandı. Salı sabahı düşmüştü ateşi. Ama yaşadıklarım öyle bir işledi ki içime. Öyle çok korktum ki.. Şükür şimdi iyi.




Allahım çocuğuma sağlık sıhhat versin, herkesin çocuğuna da... en önemlisi şey sağlık, gerisi boş, gerisi hikaye..Allahım beterinden korusun, bununla gelmiş geçmiş olsun, bir daha göstermesin... AMİİİİNNNN


(10 Aralık, cumartesi, kafasında benim berem:) öğlen uykusundan yeni kalkmış.)






(3 Aralık, erik yerken, saçlarını da özellikle havaya diktim:)









(28 Kasım, bulaşık makinasının içini keşfetmesine bu sefer izin verdim:)nasıl mutlu)


















5 Kasım 2011 Cumartesi

21.aylık olduk...

Aradan 1,5 ay geçmiş, hiçbir şey yazmamışım.Bu süreçte neler mi yaşadık, aklıma gelenleri yazayım dedim.


7.dişi üstte ön dişlerin yanında sağdan geldi. Koca koca kabaran köpek dişleri ise henüz teşrif etmediler, hatta bugün baktığımda sağ üsttekinin ucu resmen morarmış. Belki bunlardan belki değil, belki Barış'ın genel hali bu olduğundan uykusuz gecelere, sürekli ağlayarak kalkmalara, hatta kalkıp gecenin bir köründe uyanmalarına devam ediyoruz. Bizim filmde bir değişiklik yok yani.


Her konuştuğumuzu anladığından artık yanında daha dikkatli konuşur olduk. Kelimeleri daha belirgin hale geldi, her gördüğü yerde Atatürk'ü de tanıyor, dede diye seviniyor mesela. Şu sıralar da aydedemiz meşhur. Kendi odasındaki yatağa dışardan içeri girmeye başladı son 2-3 haftadır. Çitten atlar gibi bir aşışı var, süper...ama korkuyorum da içerden dışarı çıkmaya da çalışıyor çünkü...


ve hala yemiyor...yemek yedirmek korkunç yorucu ve sağlam sinirler gerektiren bir süreç bizim evde.. mesela kahvaltı hiç yok nerdeyse, bakıcıda az da olsa yiyor ama bende o da yok. Zeytin ya da salatalık, belki çok az peynir..sütten kestikten sonra düzelir diyorlar ama bakalım yaşayıp göreceğiz. Yemesem de olur ne de olsa annem yanımda sütüm hazır diye düşünüyor. Bu yüzden haftasonları yaşadığımız resmen memeye yapışık yaşamak...


(17 Eylül Alper ve Yiğit bize ilk defa geldiler, iyi ki de geldiler. Barış onları görünce hiç yerinde durmadı, bağırmaları ile korkutup ağlamalarına neden olsa da(gerçi biri ağladı ama hatırlayamıyorum hangisiydi) ve davranışları ani dokunmalar şeklinde olsa da(mesela 2.resimde sırtına vurması ile Alper'in düşmesi bir oldu, sonrasında kafaya telefon) bunların hepsi içine sığmayan sevincindendi, artık Nihan teyzesi kusurumuza bakmaz inşallah :)

15 Ekim, cumartesi, Arda geldi, Eray ve Alper de vardı. O zaman da çok keyif aldı, küçük oğlum. Özellikle kendine oyun arkadaşı olarak 7 yaşındaki Eray'ı seçmesi ve onunla kudurması zirveydi. Sonrasındaki konuşmalar hep şu yöndeydi...Maşallah Barış da pek hareketli:) evet maşallah :)

30 Ekim Barolar Birliği'nin oteline giderken ve orada Efe'yle oynarken....























19 Eylül 2011 Pazartesi

3.TRAŞIMIZ VE 5.DİŞİMİZ



(4 Eylül pazar)(7 Eylül, Çarşamba)

4 Eylül Çarşamba Barış'ın saçları daha gür çıksın diye ve bu sefer tamamına makina değsin diye berbere gittik, üstler 3, yanlar 0-1 olacak şekilde makinaya vurdurduk. Artık bahara kadar dokunmayalım dedik. İyi de oldu traşı oğluşumun, çok da yakıştı, maşallah kuzuma..

17 Eylül cumartesi itibari ile de sol üstte öndişlerinin yanındaki 5. dişi patlamış bulunuyor, darısı diğerlerinin başına :)

VE DOĞUMGÜNÜM...








31 Ağustos Çarşamba, Ramazan bayramının 2.günü, doğumgünümü yazlıkta kutladık.

34 yaşıma, yanımda oğlum ve kocamla mutlu ve elindeki herşeyin kıymetini daha iyi bilen ve şükreden biri olarak sağlıkla huzurla ve mutlulukla girdim. Ağzımızın tadı hiç bozulmasın, mutluluğumuz daim olsun dualarımla pastamı üflerken, verdiği herşey, başta oğlum için Allahıma şükrettim ve hala...

ŞEKER TADINDA BAYRAM VE "AKDENİZ"

(Gidiş yolu, Konya, 28 Ağustos)





Kremlenirlen :)
(30 Ağustos)







(1 Eylül)





(2 Eylül)


(Dönüş yolu, uykudan yeni kalkmıştı, 3 Eylül 2011)

Bu sene bir ilk yaşadık. Kayınpederimin kararı ile ilk kez İskilip'e değil, yazlığa gidildi bayramda.İyi ki de öyle oldu. Bayram tatili güzel bir deniz tatiline dönüştü, keyifle geçti.

Ramazan Ağustos ayına denk gelince, bu sene yazlığa hiç gidemediğinden bayramı da orada geçirelim diyen kayınpederlerin arkasından, 28 Ağustos pazar günü yazlığa gittik.

Barış'ı hemen hemen hergün bazen günde 2 kere(sabah akşam) denize soktuk, yüzdürdük, (simidinde pek oturmak istemedi)50 faktörlü güneş kremleri ile kremledik, kumlarda oynadı, koştu, eğlendi.Yine büyük keyif aldı.

Bize gelince, evet bu sefer gerçekten tatil yaptığımızı anladık. Bodrum'daki otel tatilimiz güzeldi ama çocuklu hele de küçük çocukluysan mutlaka yanında yardımcı birilerinin olması şartmış, bunu anladık.

Bu tatilde her seferinde 1 saate yakın bazen 1 saati geçkin denizde yüzdüm mesela, bu benim için inanılmaz güzel birşeydi. Öğleden sonra dalgalı olsa da sabahları erken saatlerde deniz çok güzeldi, dümdüz.

Yanında güvenebildiğin insanlarla tatil yapınca tatil yaptığını anlıyor insan. Barış'ı öğle uykusuna yatırınca Manavgat'a gittik 2-3 kere mesela, gezdik, dolaştık.

Güzel bir bayram ve deniz tatili yaparak keyifle 3 Eylül cumartesi günü evimize döndük.